Güven Nasıl Bir Duygudur? Siyasal İlişkilerin Görünmez Harcı
Güvenin Siyaset Bilimindeki Yeri
Bir siyaset bilimci için güven, yalnızca bireyler arasındaki duygusal bir bağ değil; aynı zamanda toplumsal düzenin en görünmez, ama en güçlü yapıtaşlarından biridir. Güç ilişkilerinin belirlediği bir dünyada, güvenin varlığı ya da yokluğu sadece “duygusal” bir mesele değil, doğrudan bir iktidar meselesidir. Devletin vatandaşa, kurumların halka, liderlerin birbirine ne ölçüde güven duyduğu; demokrasinin derinliğini, meşruiyetini ve sürdürülebilirliğini belirler.
Foucault’nun “iktidar her yerdedir” sözü, güvenin de her yerde olması gerektiğini ima eder. Çünkü güven, iktidarın yumuşak yüzüdür: denetimin, korkunun ve şeffaflığın arasında sıkışmış bir denge noktasıdır.
Güç, İktidar ve Güvenin Çatışması
İktidar, doğası gereği güvenin zıddı gibi görünür. Güç, kontrol etmeye; güven ise kontrolü paylaşmaya dayanır. Ancak modern devletlerin sürdürülebilirliği, tam da bu ikisinin dengesinde yatar. Otoriter rejimler, vatandaşın devlete güvenini “itaat” ile karıştırırken; demokratik rejimler güveni, “katılım” ve “hesap verebilirlik” üzerine inşa eder.
Burada şu soruyu sormak gerekir: Bir yurttaş, korktuğu devlete mi daha çok güvenir, yoksa hesap sorabildiği devlete mi?
Bu soru, siyaset biliminin güven kavramını duygusal bir zemin yerine yapısal bir çerçevede ele almasının nedenini açıklar. Güven, yalnızca hissedilen değil; kurumsal olarak inşa edilen bir duygudur.
Kurumsal Güven: Demokrasiyle Ölçülen Bir Duygu
Kurumsal güven, vatandaş ile devlet arasındaki duygusal sözleşmenin adıdır. Yargıya, seçim sistemine, polise, parlamentoya duyulan güven; bireylerin sisteme olan inancını belirler. Kurumlar yozlaştıkça, güven yerini “gözetim”e ve “şüphe”ye bırakır. İşte o anda devlet, artık bir topluluk değil; bir “mekanizma” haline gelir.
Habermas’ın “kamusal alan” anlayışı tam da burada devreye girer. Çünkü güven, yalnızca yasalarla değil, söylemle, iletişimle ve katılımla da inşa edilir. Güven, şeffaf bir dil ister; gizlenmiş belgeler değil, açık hesaplar ister.
Erkek ve Kadın Perspektiflerinden Güven
Siyaset sahnesi tarih boyunca erkeklerin güç oyunlarıyla şekillenmiştir. Erkek siyasetçi, güveni bir araç olarak, stratejik bir müttefiklik biçiminde kullanır. Güven onun için bir taktik, bir “geçici ateşkes”tir. Gücün korunması için kurulan geçici köprüler, güvenin kalıcılığını tehdit eder. Bu yaklaşımda güven, kırılgandır çünkü araçsallaştırılmıştır.
Buna karşın, kadınların siyasal katılımı ve toplumsal etkileşim biçimleri, güveni bir strateji değil, bir süreç olarak görür. Kadın bakışı, güveni paylaşım, diyalog ve empati üzerinden tanımlar. Bu nedenle feminist siyaset teorisi, güveni sadece duygusal değil, etik bir sorumluluk olarak konumlandırır. Kadınların politik alanlardaki etkisi arttıkça, güven de stratejik bir araçtan, demokratik bir değer haline gelir.
İdeoloji, Vatandaşlık ve Güvenin Geleceği
Her ideoloji, güveni kendi çıkarına göre tanımlar. Liberalizm bireysel özgürlük temelinde güveni “sözleşme”ye bağlarken; milliyetçilik güveni “aidiyet” üzerinden kurar. Sosyalist düşünce ise güveni “eşitlik”le özdeşleştirir. Ancak çağımızın dijital demokrasilerinde güven artık ideolojilerden çok “veri” üzerinden inşa ediliyor. Devlete değil, algoritmalara güveniyoruz. Bu durum yeni bir soru doğuruyor:
Yapay zekânın yönettiği bir toplumda güven, insanın mı yoksa sistemin mi duygusu olacak?
Vatandaşlık, bir statü olmaktan çıkıp bir katılım biçimine dönüştükçe güvenin anlamı da dönüşüyor. Artık güven, devletin değil, toplumun yeniden ürettiği bir değer haline geliyor. İnsanlar, ideolojik bağlılık yerine “ortak akıl” arıyor. Bu da güveni bireysel sadakatten çıkarıp kolektif sorumluluğa dönüştürüyor.
Sonuç: Güvenin Siyasi Anatomisi
Güven, sadece bir duygu değildir; bir siyasal eylemdir. Otoritenin sınırlarını belirler, meşruiyeti tanımlar ve toplumsal barışın ruhunu oluşturur. Gücün olduğu yerde güven sorgulanır; güvenin olduğu yerde ise güç meşrulaşır.
Bu yüzden belki de asıl soru şudur: Güven duymadığımız bir sistemde yaşamaya devam ederken, gerçekten özgür olabilir miyiz?
Etiketler: #güven #siyasetbilimi #demokrasi #iktidar #toplumsaldüzen #kadınvesiyaset